Aydın Ergil'in Sayfaları

Merhaba

  • Kategoriler

  • Reklamlar
  • Bu siteye kaydolduğunuzda her yeni yazı girişinde haberiniz olur.

    Diğer 6 takipçiye katılın

  • Takvim

    Nisan 2019
    P S Ç P C C P
    « Kas    
    1234567
    891011121314
    15161718192021
    22232425262728
    2930  

Cumhuriyetimiz 89 Yaşında

Posted by Aydın Ergil 29 Ekim 2012

 

Reklamlar

Posted in Diğer Konular | Leave a Comment »

Bir Koca Yitik Daha: Erol Şadi Erdinç

Posted by Aydın Ergil 18 Ekim 2012

 

Bir koca yitik daha: Yakın tarihimizi en iyi bilenlerden biri daha göçtü bu dünyadan, Erol Şadi Erdinç. Orhan Kemal ödül töreninde tanıştığımda bir Merhaba dediğim anda dostum oluvermişti. Geçen yılki (12 Kasım 2011) kitap fuarında standımıza gelerek bizi mutlu etmiş, bize bazı konularda kaynak göstermişti. Yakın tarihimizi çok iyi bilmekle kalmayıp hep aydınlanmacıları savunmuştu. Işıklar içinde yatsın.

Posted in Diğer Konular | Leave a Comment »

Hüseyin Kıvanç

Posted by Aydın Ergil 06 Eylül 2012

Olamaz, daha geçen gün facebook’da yazıştık, çok değerli bir dostumdu, gözlerime inanamıyorum. Şu anda da facebook ekranımın sağ alt köşesinde onun resmi var. Çok çok üzüldüm, aydınlanmamızdan bir ışık daha eksildi.

Dostlarımın çoğunun tanıdğı, Cumhuriyet’te birçok haberi yayımlanan, yayıncı, aydın insan, çok değerli dostum Hüseyin Kıvanç‘ın yaşamını yitirdiği haberini biraz önce facebook’ta okudum, gözlerime inanamadım. Ben inanmasam da bu acı haberi dostlarıma iletiyorum. Hepimizin başı sağ olsun. Işıklar içinde yatsın.

Posted in Diğer Konular | Leave a Comment »

“Merak Kediyi Öldürür”

Posted by Aydın Ergil 25 Ağustos 2012

“Merak Kediyi Öldürür” (*)

Ağabeyimler, tatilde bulundukları Armutlu’dan İstanbul’a giderken Çiftlikköy’de kaldığımız 500-600 daireli sitede 4. katta bulunan dairemizde birlikte bir akşam yemeği yemek için bize uğramışlardı. Arabalarında yanlarında getirdikleri değerli eşyalarından başka bir de kedi kafesini alarak yukarı çıktılar. Biz onları yemeğe çağırırken bir de kedi beklemiyorduk. Neyse çağrısız konuk kediye evin arka balkonu uygun görüldü. Balkonun biri dışında tüm pencereleri kapalıydı, o pencerede de tel sineklik vardı. Kedi kafesinden çıkarılarak balkon içinde özgür bırakıldı.

O gün de, güneş battıktan sonra, tüm yazlık site ve kentlerde olduğu gibi, sitenin gençleri blokların arasında söyleşmeye, dolaşmaya başlamışlardı. Biz yemeğe oturduk. Yemekten tam kalkmak üzereydik ki kapı çalındı, mahallenin gençleri kapıda heyecanla birşey anlatmak istiyorlardı. Sonunda biri acı haberi verdi: Bizim bloktan bir kedi intihar etmiş, tam önlerine düşmüş, ayaklarından birini kırmıştı. Kediler her zaman dört ayak üzerine düşerler bu bir doğa yasası, onların genlerinde var. Bu kedi nasıl olmuş da dört ayağı üzerine düşmemişti. Bizim kedimiz olup olmadığını sordular. Kedinin sahibi yengem oturduğu sandalyeden bir hışımla fırladı, hep birlikte arka balkona koştuk. Eve ilk kez bir kedi gelmiş, o da balkondan aşağı atlayarak intihar etmişti, arkasından gelecekleri düşünmek bile insanı üzüyordu. Arka balkona gittiğimizde bir de ne görelim, kedi sapasağlam, balkondaki divanda keyif sürüyor, sahibini (ya da kölesini) görünce miyavladı. Hemen kapıya koştuk, gençlerden aynı bilgiyi diğer dairelere de vermelerini rica ettik, eğer kimse kediyi sahiplenmiyorsa o zaman da damda dolaşan bir sokak kedisinin düşmüş olabileceği aklımıza geldi. Kedimiz için üzülmemize gerek kalmamıştı, hep birlikte bir oh çektik. Ama niye bu yabancı kedi tam da bizim eve ilk kez kedi geldiği gün aşağı atlamıştı?

Sonunda kedinin sahibi bulundu, kedi tam üstümüzdeki dairede yaşayanlara aitti, oraya birkaç haftalığına tatile gelenler kedilerini de birlikte getirmişler, balkon civarında özgür bırakmışlardı. Balkonun tüm pencerelerinin kapalı olduğunu düşünüyorlardı, ama onlardan biri aralık unutulmuş, ya da becerikli kedi tarafından açılmıştı. Üst katta çığlıklar atılmaya başladı, pencerenin kimin tarafından açıldığı tartışmaları başladı, arkasından ağlaşmalar. Aralarından biri koşa koşa merdivenlerden aşağı doğru yuvarlanırcasına kapının dışına çıktı ve kediyi koruması altına alarak doğru arabalarına koştu. Bayramın üçüncü günü gece geç saatte veteriner nasıl bulunacaktı?

Biz kedinin aşağı atlama gerekçesini bir türlü bulamamıştık. Kediler hiçbir zaman aşağı inemezler, atlamazlar. Ağaca çıkan kedilerin itfaiyeler tarafından nasıl kurtarıldığı sık sık televizyonlarda gösterilir.

Kedilerini de sağ salim yanlarına alarak yolculuğa çıkan konuklarımızı uğurladık, eve dönüyoruz, sitenin gençleri bir kez daha bizi durdurdular, kedinin düşerken bizim balkonun demirlerini kırdığını şans eseri kimsenin kafasına bir şeyin düşmediğini, onları kontrol etmemizi önerdiler.

Eve döndüğümüzde doğru balkona koştuk, gerçekten balkonun dışına doğru çıkıntı halinde bulunan ve duvara kocaman salmalarla vidalanmış, çamaşır iplerinin bağlı olduğu koca demirlerden biri yerinde yoktu.

Sonunda bulmaca çözüldü, olay tam tamına şu şekilde gelişmişti: Bize konuk gelen kediyi balkonda özgür bıraktığımızda, o mutlaka “kedice” bazı anlamları bulunan “miyav” sesleri çıkarmış, üst kattaki kedi çılgına dönmüştü. Bizimki miyavlamaları kesmeyince, yukardaki kedi, “meraktan” çatlamış, sonra da bizim kedinin bulunduğu bir alt kattaki balkona inmeye karar vermişti. Balkonun dışarıya doğru ağaç dalı gibi çıkmış çamaşır ipi demirleri vardı, onlardan birinin üstüne atlayarak bizim balkondaki kediyi görebilir merakını giderebilirdi. Kedi bütün dikkatini toplamış, kendinden salt 1-2 metre uzaklıktaki o demirin üzerini hedefleyerek kendini serbest düşüşe bırakmıştı. İşte bütün sorun burada çıktı, balkon demiri onun 1-2 metreden düşmesinin etkisiyle yerinden kopmuş, çamaşır ipleri demir çubuğu tuttuğundan o yere kadar düşmemiş, ama ona tutunacağı hesabını yapan üst katın kedisi konum değiştirerek düşey olarak asılı kalan demirden kayarak apartmanın önüne düşmüş, hem de olay kedi için tümüyle sürpriz olduğundan dört ayak üzerine düşme kuralını bile uygulayamamıştı. Zavallı kedi, hem bizim kediyi görememiş hem de ayaklarından birini kırmıştı, öte yandan bizimki de miyavlamış, etraftan kendine bir arkadaş bulacağını düşlerken bir başka kedinin başına iş açmıştı. Bizim kedinin balkonun dışından bir başka kedinin aşağı doğru uçuşunu görmesi bana Behiç Ak’ın “Tek kişilik Şehir” oyununu anımsattı.

Biz ertesi gün üst kattakilere çıktık, biraz da söylenerek onların bizim kırılan balkon demirimizi yaptırmalarını istedik. Bir de tabii ki kedilerine hakim olmalarını istedik. Kaza geçiren kedinin sahiplerinin bizim kediden haberleri hiçbir zaman olmadı, aksi halde onlar da bizim kediden şikayetçi olabilirlerdi, nereden bilebilirlerdi kedilerinin başka bir kediyi görmek uğruna canından olmak üzere olduğunu? Onlar halâ kedilerinin hangi gerekçeyle aşağı atladığını, intihar ettiğini bilmiyorlar, belki de kediyi, intihar girişiminin nedenlerini araştırmak için kedi psikologuna götürmüşlerdir.

Demek ki, kediler, gerçekten “meraklarını gidermek için canlarını vermekten” kaçınmazlarmış…

Aydın Ergil

24.8.2012


 (*) “Merak kediyi öldürür” İngilizce bir atasözünün (Curiosity kills the cat, …) başlangıcı

Posted in Diğer Konular | Leave a Comment »

Vedat Günyol’suz 8 Yıl

Posted by Aydın Ergil 08 Temmuz 2012

Öğretmenim, ustam, dostum bilge insan Vedat Günyol‘u yitireli (9 Temmuz 2004) tam sekiz yıl olmuş. Vedat bey yaşamının son döneminde bile hasta yatağından Cumhuriyet Gazetesi’nin ikinci sayfasında yazmayı sürdürdü. Yazılarının tümü aydınlanma savaşımına adanmıştı. Vedat beyin değerini her geçen gün daha fazla anlıyorum. Işıklar içinde yatsın.

Posted in Vedat Günyol | Leave a Comment »

Zaman Var mı?

Posted by Aydın Ergil 02 Temmuz 2012

“Zaman” kavramı konusunda itirazlarım var. O konudaki görüşlerimi yazıya dökmeden önce önemli bir haberi sitemde duyurmak istedim. Hani “zaman dünyanın hareketine bağlı” olarak tanımlanmıştı? İşte bu tanımın yanlışlığı bu şekilde kanıtlanmış oldu.

Kaynak: http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=348810

Posted in Zaman | Leave a Comment »

19 Mayıs Kutlu Olsun

Posted by Aydın Ergil 18 Mayıs 2012

Değerli dostlar, 19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Savaşımımızda en önemli dönüm noktalarından biridir. Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ü yürekten anıyor, Gençlik ve Spor Bayramı’mızı kutluyorum.

Vedat Günyol’un öğrencilerinin 47. kez 19 Mayıs Buluşması bu kez Burgazada Öğretmenevi’nde olacak. Ben de orada 47 yıldır aksamadan süren bir geleneği sürdüreceğim. Hava kapalıymış, oraya o gün gitmemem için tonla gerekçe varmış, bana vız geliyor. Gelenekler başka türlü nasıl yaşayabilir ki? Yukardaki fotoğrafta 1992 yılında Vedat beyi ve kapalı havaya karşın yanında olan dostlarını görüyorsunuz.

Posted in Diğer Konular | Leave a Comment »

Vedat Günyol 101 Yaşında

Posted by Aydın Ergil 23 Şubat 2012

Sevgili dostum Kemal Özdemir’in tasarımı olan afiş

Posted in Vedat Günyol | Leave a Comment »

Yeni Yil

Posted by Aydın Ergil 31 Aralık 2011

Sevgili dostlar,

Yurt disinda oldugumdan Turkce’ye ozgu harflerden yoksunum. Bircok yeni yil iletisi aldim. Cogu guzel gunlere ozlem duygulariyla yukluydu. Ben de onlara yurekten katiliyorum. Tum dostlarima saglikli, basarili ve mutlu bir yeni yil diliyorum.

Aydin Ergil

Posted in Diğer Konular | Leave a Comment »

Karanlığa Direnen Bir Düşünür: Vedat Günyol

Posted by Aydın Ergil 28 Aralık 2011

Daver Darende*

Değerli düşünür, deneme ustası Vedat Günyol’un bir sempozyumla anılacağını gazetemiz Cumhuriyet’te okuyunca ülkesine ve halkına karşı sorumlu olmanın bilincini duyarak yaşayan Günyol’a “çok şey borçluyuz” demekten kendimi alamadım. Hümanist, aydınlanmacı kişiliği ile toplumumuza yol göstericilik yapan Günyol, Türkiye’nin ölüm kalım savaşının akıl ile zekâ kurnazlıkları arasında verildiğini savunurdu. Gericilere, tutuculara, anamalcılara, yurdu babasının çiftliği sananlara ve sözde aydınlara karşı yaşamı boyunca amansız bir savaş verdi. Türkiye’nin tek önderi olarak gördüğü Mustafa Kemal’in yarattığı Atatürkçülük ateşini diri tutmanın tek yolunun, devrim ilkelerinin ilerisinde onların ruhuna uygun yeni ateşler yakmak olduğuna inanırdı. İnsanın insanı ezmemesi için savaşan, şimdi aramızda olmayan bu değerli düşünürümüzün şu sözleri belleğimden silinmedi:

“Türkiye bugün, Atatürk ateşini diri tutmak isteyenlerle, onu söndürmeye çalışanlar arasında gizli-açık bir çatışma içerisindedir.”

Günyol’un 1976 yılında bir denemesinde yer alan bu sözleri günümüze de ışık tutmuyor mu?

Vedat Günyol’u saygıyla anarken yazımı onun “Türk’ün Mutluluğu: Atatürk” başlık denemesindeki sözleriyle noktalıyorum:

“Atatürk, Türk ulusuna yaşamı sevinçle karşılamanın, yani mutluluğun yolunu göstermiştir. Bu yolda yürümek, bu uğurda ölesiye savaşmak, devrimleri devrimlerle beslemek, Türk aydınına düşen en büyük bir görevdir.”

 

*Daver Darende Emekli Diplomat-Yazar

Cumhuriyet, 28 Aralık 2011

Posted in Vedat Günyol | Leave a Comment »